İşte Türkiye'nin yeni güvenlik konsepti

Serhat Ramay
207 kere okundu

Türkiye

İşte Türkiye'nin yeni güvenlik konsepti - Türkiye Haberleri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polis Akademisi'nin 'Türkiye'nin Yeni Güvenlik Konsepti' adlı Konferansı'nda konuşuyor.

Erdoğna, "Polisimiz artık o ya da bu grubun değil sadece Türk milletinin polisi olacaktır. Ruhunu Pensilvanya'ya ya da bir başka illegal yapıya satmış kimseye böyle bir grupta yer yoktur olamaz. Kariyerini milletinin üstünde tutan zihniyeti ortadan kaldırdık. Kendimize yeni ve aydınlık bir gelecek kurmakta kararlıyız." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Güneyimizden bir terör tehdidini almak istemiyoruz. Musul, Musul'un kuzeyinde Telafer ve Sincar. PKK şimdi, Sincar'ı da kendisi için Kandil gibi bir terör bölgesi yapmak. Onlara bunu da yar etmeyeceğiz, hesabını soracağız. Koalisyon güçlerine söyledik" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün bir Batılı geldi, 'Cezaevindekiler, Türkiye'deki uygulamalar hakkında bir karar çıkacak' dedi. Dedim ki, 'Bu Türkiye'nin iç hukukuna karışmayın, öyle kararlı gidiyorlar ki, gönderdiğiniz mektubu iade ederler, bildiklerini okurlar.' Onlarda olunca iç hukuk, yargı bağımsız. Bizim iç hukukumuza kimse karışamaz, kendi kararımızı kendimiz veririz. Onlar kendi işine, biz kendi işimize" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Polis Akademisince düzenlenen Türkiye'nin Yeni Güvenlik Konsepti Konferansı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"2015 yılı nisan ayında yeniden yapılandırılarak günümüz Türkiyesinin ihtiyaçlarına cevap verecek Polis Akademisinin bütün mensuplarını verdikleri destekten dolayı tebrik ediyorum. 15 Temmuz darbe girişimine karşı verdikleri mücadele sırasında şehit olan tüm kardeşlerimizi rahmetle minnetle yad ediyorum.

15 Temmuz gecesi bombalanan Gölbaşı Özel Harekat Merkezi'nin yanıbaşında 800 polis akademisi öğrencisi ve idarecisi de bulunuyordu. Bu kardeşlerimi de gazi olarak görüyorum. Darbe gecesi mücadelenin en ön saflarında, genç amir ve memur kardeşlerimin bulunduğunu görmekten memnuniyet duydum. Bu tablo doğru yolda olduğumuzun işaretidir. Türk milletinin, Türk devletnin polisi olacaktır.

Akademinin kapıları 81 vilayetimizdeki tüm vatandaşlarımızın şartları tutan tüm evlatlarına açıktır. Akademiye girmek için tek ölçümüz ülkesine ve milletine sadakatla bağlı olmak, başka herhangi bir yere değil sadece Türkiye Cumhuriyeti devletine hizmet etmek. Ruhunu Pensilvanya'ya ya da başka illegal örgüte teslim etmiş hiç kimseye yer yoktur.

Kariyerini, ilişkilerini, beklentilerini milletinin ve devletinin üzerinde tutan zihniyeti ortadan kaldırdık, kaldırmaya devam edeceğiz. Bu kurum devletin kurumudur. Müslüman aynı delikten iki kez ısırılmaz. Geçmişte yapılan hatalardan gereken dersleri çıkararak, kendimize yeni ve aydınlık gelecek kurmakta kararlıyız. Bu anlayışla yeniden yapılandırdığımız polis akademisi olarak sizlere düşüyor.

İnsanlar gibi, devletin de, toplumların da hayatları sürekli değişen; doğar, gelişir, büyür ve ölür. Gelişen dinamik bir yapıya sahiptir. Türkiye gibi kadim milletlerin mirasçısı gibi devletlerde çok daha sert yaşanır. Biz 2 bin 200 yılı aşkın bir devlet geleneğine sahibiz. Biz kabine, çadır devleti değiliz. Biz onurluyuz, biz gururluyuz ama bu geleneğin içinden geldiğini zanneden bazı gafiller işte 15 Temmuz'u yaptılar. Bedelini ağır ödediler, ödemeye devam ediyorlar. Hala bu gafletin içinde olanlar varsa bu yanlıştan dönmeliler.

Bizler bin 400 yılı aşkın medeniyet geçmişimiz var. Anadolu merkezli ilk devletimiz 1075 yılında kurulan Türkiye Selçuklu Devleti'dir. Osmanlı, Söğüt'te dikilen çınarın 3 kıtayı kucakladığı dünyanın sayılı devletidir. Türkiye ise elimizde kalanla kurduğumuz son devlettir. Biz 22 milyon kilometrekarelik toprağı görmüş bir devletin varisleriyiz. Maalesef bir yerle tırmıklandı 780 bin kilometrekareye kaldık. Burnumuzun dibindeki yerler bile alındı. Anlaşmalarla başarılı çıktık diyenler oldu. Nasıl ya, elindekini veriyorsun, nasıl başarılı çıkıyorsun?

Neydik, neyiz, ne olacağız? Bu soru bizim için çok önemli. Ankara'dan saatlerce uçuş mesafelerindeki coğrafyaları bize böyle hissettiren tarihin arka planını çok iyi okumalıyız.

Türkiye terör örgütleriyle mücadelesini sürdürecek. Ancak kafasını bu soruna gömüp çevresinden kopmayacaktır. Terör örgütlerinin asıl amacının kendi içimize hapsetmek olduğunu daha iyi biliyoruz. Sanmayın ki FETÖ'nün temel gayesi bürokraside, eğitimde daha fazla etkin olmaktır, sanmayın ki DEAŞ'ın İslam devleti kurmaktır, sanmayın ki PKK'nın ayrı devlet kurmaktır. Dert başka. Bu örgütler diğer güçlerin planlarını rahatça uygulayabilmelerini sağlamak için, Türkiye'yi iç meselelerine odaklamak için üzerimize salınmış araçtan ibaret. 15 Temmuz gecesi yapılanı yapacağız. 29 gece sabahlara kadar demokrasi nöbetini tuttuysalar işin perde arkasındaki hedef başkadır, onun şahadettir.

Çanakkale'de biz güçlü müydük, elimizde güçlü silahlar mı vardı? Oradaki anlayış da neydi, genci yaşlısı hepsi bir şeye inanmıştı: Şahadet. Biliyorlardı ki, 'Ben burada ölürsem şehidim, yaralanırsam gaziyim.' Ne oldu, bu vatan bize kaldı.

Annenize, babanıza şunu söylemeniz lazım: Siz bizi bu vatan için yetiştirdiniz mi, yetiştirdiniz. Bakın, benim mesleğimin hedefinde şahadet var, gazilik var, bu milletin birliği, beraberliği, bu devletin geleceği var. Bunu söylemeniz lazım. Eğer anne, baba bunu kavramışsa, 'İkinci evladım var, o da bu vatana feda olsun' diyen anneleri babaları görüyoruz. Bu meslek rastgele bir meslek değil, manevi boyutu çok. Siz bu meslekte manen de güçlüsünüz. Sizler bu mesleğin içerisinde inşallah Türkiye'nin içinde farklı bir makamı temsil ediyorsunuz.

Uluslararası toplantılarda 'Dünya 5'ten büyüktür' diyorum. Türkiye, inşallah kendisinden büyük Türkiye'yi inşa edecektir. Neyle, sizlerle. Doğu, güneydoğu böyle gidecek mi, yok. Hep birlikte bir mücadele veriyoruz. Teröristi vesairesi kaçacak delik arıyorlar. Bu tüm güvenlik güçlerimizin, milletçe Türkiye genelinde bir mücadele veriyorlar. Bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın kendine olan özgüvenini artıracak. Artık 'Kepenk indir' denildiğinde kepenk indirmeyen bir doğulu, güneydoğulu olacak. Bu görev sadece askerin, polisin görevi değil, milletçe senin de görevin. Kepenk indir diyene meydan okuyacaksın. Bu teröristlere bu caddeleri, meydanları hep birlikte dar edeceğiz. Hendekler açacak, sen bunlara buyur otur diyeceksin, yedireceksin, içereceksin. Buna vatanseverlik, milletperverlik denmez, buna terör örgütüne yardım yataklık denir. Şu anda en önemli noktadayız. Tüm yönetici kadrolarımız, hepsi, bu son safhada darbeyi en güzel şekilde indirecek ve işi bitirecektir.

Bugün bir Batılı geldi, 'Cezaevindekiler, Türkiye'deki uygulamalar hakkında bir karar çıkacak' dedi. Dedim ki, 'Bu Türkiye'nin iç hukukuna karışmayın, öyle kararlı gidiyorlar ki, gönderdiğiniz mektubu iade ederler, bildiklerini okurlar.' Onlarda olunca iç hukuk, yargı bağımsız. Bizim iç hukukumuza kimse karışamaz, kendi kararımızı kendimiz veririz. Onlar kendi işine, biz kendi işimize. Bugüne kadar bu ülkeyi karıştıranlar onların ta kendisi olmuştur. Avrupa'nın değişik ülkelerinde teröristler kol geziyor. Türkiye'den kaçan terörist, milletvekilleri Brüksel'de nutuk atıyorlar. Bu şuurla geleceğe yürürümemiz lazım. Biz bunları tanıyoruz, biliyoruz. Bunların cibiliyetlerinin gereği bu, onun gereğini yapıyorlar. Biz işimize bakıp kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz.

Türkiye Suriye'den veya diğer yerlerden uzak durunca ne olacak? Bu bölgeler huzura, güvene mi kavuşacak? Etnik ve mezhep temelli kavgaların çok rahat çıkarılabilecek, doğal kaynakların çok daha rahat yağmalanabilir olmasıdır. Birinci Dünya Savaşı'nın galipleri tarafından konulan kurallar Türkiye'nin yaşamasını öngörmüyorlardı. Serv, bugünkü Türkiye'yi 7-8 parçaya bölerek bize biçilen asıl roldür. Türkiye bu taksimi reddedip, bugünkü sınırlarımızı çizdi. Lozan tartışması buradan çıkıyor. Lozan'daki tüm kazanımları elbette takdirle karşılıyoruz. Lozan, tartışılmaz bir metin değildir, kutsal bir metin asla değildir. Elbette tartışacağız. Daha iyisine sahip olmak için çalışacağız. Bizi hala Lozan'a hapsetmeye çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın. Bizim sözümüz var. Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaşmak için tüm şartları zorlayacağız. Birçoklarının ayağına basacağımızı, birçoklarının çıkarlarına dokunacağınımızın farkındayız. Bunu sizlerle yapacağız, yine de yapacağız. Biz Türkiye'yi adım adım ileriye götürmekte kararlıyız.

Darbe teşebbüsleriyle, ekonomik saldırılarla da olsa hedefimize yürümeyi sürdüreceğiz. Milletimizle birlikte yürüttüğümüz bu mücadeleyi canımız pahasına vermeye devam edeceğiz. 15 Temmuz milletimizin ne kadar kararlı olduğunu gösterdi. Ölümden korkmayan bir milleti durduracak hiçbir güç yoktur. Allah'ın izni ve yardımıyla yeni Türkiye'nin ufukta belirdiğine inanıyorum. Bölgemizdeki çatışmalar, terör örgütlerinin canhıraş gayretleri, ekonomik ve siyasi saldırılar sonuç almaya başladığımızın göstergesidir.

Gençler, öyle bir sürece giriyorsunuz ki, kendinizi o dönüm noktasına hazırlayın. Azmeder, sabreder, birlik ve beraberliğimizi güçlendiri, kararlı bir şekilde yolumuza devam edersek kısa sürede yolumuzun aydınlığını göreceksiniz. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

Türkiye'nin yeni güvenlik konseptini bu çerçevede oluşturuyoruz. İçeride ve dışarıda hangi tehdit olursa olsun üzerine gideceğiz, kaynağında çözeceğiz. Sadece asayişi, sınırların korunmasını kapsamıyor. Her konu yeni güvenlik konseptimizin içindedir. Türkiye'nin terörle mücadelesi kendi topraklarıyla sınırlı değildir. Türkiye'nün mücadelesi geniş bir alanda sürüyor. Yürüttüğümüz mücadele bu ülkelerin topraklarına gözdikmemizden kaynaklanmıyor. ÖSO'yla Cerablus'a girdik, El Rai'den DEAŞ'ı temizledik. Batılılara söyledik, hepsine söyledik. Terörden arındırılmış kuzeyde bir bölge dedik. Ne zaman ki biz girdik, oturalım, konuşalım demeye başladılar. Biz El Bab'a dayandık. Yetmez, ayrıca Münbiç'e doğru gideceğiz. Orada PYD/YPG var. O topraklar bu terör örgütlerinin toprakları değil, Arapların toprakları. Biz Türkiye olarak oraya yerleşecek değiliz. Rakka'ya mı müdahale edeceksiniz, gelin birlikte edelim. YPG/PYD ile değil, ne işin var terör örgütüyle? Şimdi bekliyoruz. Bu konuda bir birliktelik olur ve Rakka'yı da DEAŞ'tan temizleriz. Güneyimizden bir terör tehdidini almak istemiyoruz. Musul, Musul'un kuzeyinde Telafer ve Sincar. PKK şimdi, Sincar'ı da kendisi için Kandil gibi bir terör bölgesi yapmak. Onlara bunu da yar etmeyeceğiz, hesabını soracağız. Koalisyon güçlerine söyledik.

DEAŞ gücünü Suriye'den, Irak'tan aldı. PKK'nın üsleri Suriye'de ve Irak'ta. Suriye ve Irak devletleri yok etti de biz mi engel olduk? Biz Kandil'e müdahale ederken, birileri izin verecek mi diye bakmadık. Sincar, Telafer... Çözülmesi lazım. Çözülmezse Telafer de bizim için sıkıntılı. 400 bin Türkmen vardı, 60 bine düştü. Buraları kontrol altına alıp, sahiplerini buralara döndürmemiz lazım. Şengal'de benzer bir çaba içinde olan PKK'nın önünü Irak devleti kesti de biz mi mani olduk? Ne PKK'yla, ne DEAŞ'la baş edemeyen bu ülkelerde göz göre göre mezhep çatışmasının fitili ateşlenirken biz burada nasıl rahat oturabiliriz? PKK, DEAŞ, mezhep çatışması meselesini de önlemek için ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız.

Suriye sınırımızı tüm terör örgütlerine karşı güvenli hale getireceğiz. Kendi ülkesinde egemenliğini tesis edemeyen terör örgütlerinin canımızı acıtmasına mani olamayanların Türkiye'yi eleştirmesine hakkı yoktur. Suriye ve Irak Türkiye için enerji meselesi, siyasi alanını genişletme meselesi, keyfekeder meselesi hiç değildir. Bu bizim beka meselesidir. Irak ve Suriye'yi çözmeden 2023 hedeflerine ulaşma imkanımız bulunmuyor. Aynı zamanda bu kardeşlik meselesidir. Bu 3 milyon nereden geldi?

Yanı başınızda yangın varken, siz kendinizi nasıl güvencede hissedebilirsiniz? Kendi çıkarlarımız için çevremize sırtımızı dönemeyiz. Bizim yerimiz mazlumun ve mağdurun yanı olmuştur. Ecdadımızın kemiklerini sızlatamayız. Suriye'de ve Irak'ta aktif politika izleme mecburiyetindeyiz.

17-25 Aralık polis, yargı darbe girişimi sonrası aldığımız tedbirlerin faydasını 15 Temmuz'da gördük. O tedbirleri almamış olsaydık, 15 Temmuz gecesini çok daha kanlı, çok daha tehlikeli geçirirdik. Bugün 248 şehidimiz yerine, belki 248 bin, belki 2,5 milyon şehidimizden sözeder olurduk. Devletin tamamen bu ihanet şebekesinden temizlenmediğini biliyoruz. Hala yargının, polis teşkilatının, ordunun, devlet kurumlarının içinde var. Sorumluluk sahibi bir Cumhurbaşkanınız olarak söylüyorum. Çünkü bu ülke, millet bizim. Ne ülkeyi yedireceğiz, ne milleti ezdireceğiz. Çünkü ecdad bize bunların mentalitesi içinde bir ülke devretmedi. Ne diyor, 'O bize şahdamarından daha yakın' diyor. Şu hale bak. Bu ifade o kadar tehlikeli ki, Kuran-ı Kerim'de Rabbimiz buyuruyor. Bunun dışında hiçbir güç bize şahdamarındaın daha yakın olamaz. Bu küfürdür, bu şirktir. Her şeyi yalan, riya, ikiyüzlülük üzerine kurulu böyle bir şer cephesiyle mücadelenin kolay olmadığı ortadadır. Tüm kamu kurumlarımız açığa alma ve ihraçlarla en azından tespit edilen örgüt üyeleri pasifize edildi.

Diğer yandan PKK'nın ve diğer terör örgütlerinin devlet içindeki elemanları da gereken muameleye tabi tutuluyoru. Dokunulmazlık tahtında, bu teröre malzeme taşıyanlar bedelini ödüyorlar. Aynı mücadele işdünyasında, STK ve uluslararası düzeyde sürdürülüyor. Türkiye'nin bu mücadelesi son teröristi etkisiz hale getirene kadar devam edecektir. Bu OHAL bittikten sonra da devam edecektir. Sizler bu davaya sahip çıkmazsanız, siyasi irade tek başına neticeye ulaşamaz.


Türkiye Haberleri

Yorum