Tekne tutkunlarının rüyalarına giren trimaranlar

Serhat Ramay
348 kere okundu

Teknoloji

Tekne tutkunlarının rüyalarına giren trimaranlar - Teknoloji Haberleri

Katamaranlara göre çok daha hafif ve sığ sularda yüksek performanslı olan trimaranlar denizcilerin son gözdesi. İşte tekne tutkunlarının rüyalarını süsleyen en iyi trimaranlar.

Katamaranlara bir gövde daha eklenerek tasarlanan trimaranlar, son dönemde tekne tutkunlarının gözdeleri… Trimanların tercih edilmesinin birkaç nedeni var. Öncelikle derin salmaları olmadığı için sığ sulara girebiliyor, safra taşımadıkları için hafif ve çok daha süratliler.

NEDEN TRİMARAN?

Trimaranlar, tek gövdeli teknelerin asla ulaşamayacakları hızlara ulaşabiliyor. Seyir sırasında sarsıntının çok daha az olması bir diğer önemli avantajları. Diğer teknelere göre daha geniş ve konforlu bir iç hacme sahip olmaları da özellikle aileler tarafından tercih edilmelerini sağlıyor.

Azgın dalgalar ve rüzgarla savaşan yelkenciler, derinlikleri zorlayan dalgıçlar, ummanları kol gücüyle aşan kürekçiler, denizler, boğazlar geçen yüzücüler… İnsan ve denizin birlikteliği biraz rekabet, biraz cesaret ve elbette tutkudan oluşuyor. Bu rekabet, yenme duygusu beraberinde birçok yeniliği de getiriyor. Denizler, her geçen gün bir yeniliğe, inovasyona, icada ilham veriyor.

DENİZLER FÜTÜRİSTİK TEKNELERLE DOLDU

Hayatın diğer alanları için geliştirilmiş bir teknolojik ürünü, bir yeniliği kısa bir sure sonra denizde de görmek mümkün. Hatta iş artık daha da ilerledi, sadece denizciler için çalışanlar bile var. Haliyle denizler artık teknolojik, fütüristik, çevreci teknelerle dolu. İşin içine konforu da katınca yaratıcılıkta yenilikçilikte sınır tanınmıyor.

İşte trimanlar da bu yaklaşımla ortaya çıkan ‘enteresan’ tekneler.

Polinezya yerlilerinin kayıklarından esinlenerek yaratılan çift gövdeli yaygın adıyla katamaranların bir üst modeli diyebiliriz. Ana gövde yanında iki ufak gövde daha eklenerek yapılan trimanların popülerliği her geçen gün artıyor.

SIĞ SULARDA SORUNSUZ SEYİR

Trimanların tercih edilmesinin birkaç nedeni var. Öncelikle derin salmaları olmadığı için sığ sulara girebiliyor, safra taşımadıkları için hafif ve çok daha süratliler. Bu nedenle de dünyanın birçok yerinde trimanlar için düzenlenen yelken yarışlarının sayısı artıyor. Tek gövdeli teknelerin asla ulaşamayacakları hızlara ulaşabiliyorlar. Seyir sırasında sarsıntının çok daha az olması, içinin diğer teknelere göre daha geniş ve konforlu olması da özellikle aileler tarafından tercih edilmesini sağlıyor.

Dezavantajları yok mu? Var elbette örneğin devrildiklerinde düzelemiyorlar. Bu nedenle gezi amaçlı üretilen trimaranların yelken boyu daha küçük.

Deniz, teknoloji ve lüks bir araya geldiğinde trimanlar da bundan nasibine düşeni alıyor. Her ne kadar mega superyatlar kadar sayıları çok olmasa da son yıllarda denize indirilen birkaç trimaran özellikleriyle denizciler dünyasının en çok konuşulanları arasına girdi.

DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ: ULTRALUXUM CXL



Tasarımcılar UltraLuxum CXL’in fütürist tasarımların en iddialılarından biri olarak tanımlıyor. Dünyanın en büyük çok gövdeli yelkenlisi olmanın yanı sıra katlanabilir yan gövdelere sahip. 2012 Eylülü’nde Monaco Yacht Show’da tanıtılan Ultraluxum CXL’in fikir babası, Cabestan saatlerinin usta tasarımcısı Jean-François Ruchonnet.

François Ruchonnet ve dünyaca ünlü yat mimarı Jean-Jacques Coste’nin işbirliğiyle hayata geçirilen super trimaran tam seyir modunda 23 metre genişliğe sahip. Liman girişlerinde yan gövdeler katlanarak ana gövdeye ekleniyor ve genişlik 11 metreye düşüyor. Trimaranın ana yelken alanı 360 metrekare. Hafif rüzgar koşullarında ise yelken donanımına 380 metrekarelik asimetrik balon yelken eklenebiliyor. Yelken direğinin uzunluğu ise 55 metre.
UltraLuxum CXL’in yaşam alanları da çok ilginç. Bir master kamara ve iki adet konuk kamarasının yanı sıra mürettabat için de özel odalar var. Trimaranın dış mekanlarında hem flybridge’te hem de havuzlukta yer alan geniş güneşlenme minderleri dikkat çekiyor. UltraLuxum CXL epoksi reçine infüzyon/karbon fiber ve poliüretan köpük teknolojisiyle inşa edilmiş. Bu nedenle devasa boyutlarına rağmen 90 ton gibi şaşırtıcı bir ağırlığa sahip. Son teknoloji güneş panelleri, yeni nesil lityum iyon bataryaları ve opsiyonel hibrid tahrik sistemli elektrik motoruyla sektördeki en düşük karbon emisyonuna sahip yatlardan bir tanesi. Hızı ise 15 knot.

Bu dev yatın garajında ise McLaren MP4-12C modeli bulunuyor. Yatı üreten firma ile McLaren arasında yapılan anlaşma ile yatın arkasında özel bir garajda, cam bir duvar aracılığıyla, sahibinin kabininden görülebilecek şekilde muhafaza edilecek ve yat ile birlikte standart paketin içinde gelecek.

GELECEĞİN SÜPER YATI: ADASTRA

Denizcilik sektörünün merakla beklediği ve ‘geleceğin süper yatı’ olarak lanse edilen Adastra…

Hong Konglu bir çift için sipariş üzerine tasarlanan ve Çin’deki McConaghy tersanesinde üretilen Adastra da geçen yıl görücüye çıkan ünlü trimanlardan. Boat International dergisi tarafından ‘uzun menzilli deniz yolculuklarının geleceği’ olarak yorumlanan Adastra, ikmal yapmadan 4 bin deniz mili yol yapabiliyor.

15 milyon dolara mal olan ve tasarım, mimari çizim ve üretim aşaması yaklaşık beş yıl süren ve “Geleceğin süperyatı” 42.5 metre boyunda ve 16 metre genişliğinde. Lüks ve estetiğin büyük bir uyumla birleştiği Adastra, uzun mesafeli okyanus seyirleri için dizayn edilmiş. Çünkü teknenin sahipleri Anto ve Elaine Marden okyanus seyahatleri konusunda oldukça deneyimli bir çift. Tasarım sürecinde çiftin önerileri belirleyici olmuş.

Avusturyalı McConaghy Boats’un Çin’deki tersanesinde üretilen Adastra’nın gemi mimarisi İngiltere merkezli John Shuttleworth Yacht Designs’ın, iç tasarımı ise Hong Kong merkezli Jepsen Designs tarafından yapılmış.

Glass/Kevlar köpük sandviç teknolojisiyle üretilen gövdesi ve karbon fiber üst yapısı sayesinde oldukça hafif, zira yüksüz ağırlığı 49 ton. 22 knot hıza erişebilen Adastra, ana güvertesindeki panoramik camlar sayesinde gün ışığından maksimum derecede yararlanıyor. Salonda oturma ve yemek bölümleri var. Havuzluğunda ise dinlenme, bar alanı ve ikinci bir yemek bölümü bulunuyor. Garajı söylemeye gerek yok zaten. Teknede dokuz kişi geceleyebiliyor, altı kişilik mürettabat için de ayrı yaşam alanları dizayn edilmiş.

AUDI 'BEN DE VARIM' DEDİ

Söz konusu deniz ve lüks olunca otomobil şirketleri “Bu bizim işimiz” diyor. Farklı deniz araçlarına imza atan otomotiv şirketleri arasında Audi de var. Audi Trimaran, henüz tasarım aşamasında. Münih’teki tasarım stüdyosunda hazırlanan bu projenin en önemli özelliği hibrid sisteme sahip olması, yani hem motor hem de elektrikle çalışıyor. Teknenin her iyi yanında iki ayrı jetski için küçük çıkıntılar göze çarpıyor. Tekneyi rakiplerinden ayıran özelliklerden biri Audi TDI dizel motor kullanılması. Elektrikle çalışan jetskiler düşük hızlar gerektiren yerlerde devreye giriyor. Böylece hem enerji tasarrufu sağlanıyor hem de gürültü engelleniyor. Normal seyirlerde ise hızı 30 knota ulaşan dizel motor kullanılıyor. Teknenin uzunluğu 15 metre, gövdesi ise 6.40 cm. Güvertesi ise oldukça geniş, 12 kişiyi rahatça ağırlayabiliyor. Teknede 4 kişi geceleyebiliyor ancak iki tane de yedek yatak var.

ÖDÜLLÜ DRAGONFLY 35

Dragonfly 35, kalitesini 2008 yılında “Avrupa’nın en iyi yatı” ödülünü alarak tescilledi. Dragonfly’ın iki ayrı modeli var. Touring sürümü hızlı ve kolay seyir isteyenler için tasarlanmış. Ultimate ise daha uzun seyahatler, yarışlarda kullanmak isteyenlere hitap ediyor.

6 kişinin konaklayabildiği Dragonfly’ın iç tasarımı da dikkat çekici. Teknedeki en küçük bölüm bile farklı bir tasarım anlayışıyla değerlendirilmiş. Örneğin giysi dolapları kabinlere V şeklinde yerleştirilmiş.

Ana salonda sekiz kişinin rahatça oturup yemek yiyebileceği geniş bir yemek masası var. Mutfak ise lüks restoranları aratmıyor, kullanışlı ve son derece teknolojik malzemelerden oluşuyor. Güverte ve salon geçişleri de zekice tasarlanmış. Kıçüstündeki bölümde ise küçük bir çalışma ofisi oluşturulmuş. Su sporlarına meraklı olanlar için de bot, sörf ve dalış malzemelerinin konulacağı özel bir bölüm de unutulmamış.

KANADA’DA YAPILDI VIRGIN ISLAND’DA SEFA SÜRÜYOR

Trimaranlar özel kullanımın yanı sıra charter turları için de sık kullanılmaya başlandı. Cuan Law adlı trimaran bunlardan biri. Aslında bu teknenin yapım hikayesi ilginç. Modern anlamdaki ilk trimaranlardan biri olan Cuan Law, Kanada Ontario’da üretilmiş.

Yapımına 1987 yılında başlanan tekne ilk seferlerini de Ontario Gölü’nde yaptı. Daha sonraki yolculuğu ise İngiliz Virgin Adaları oldu. Duncan Muirhead tarafından yapılan Cuan Law’ın uzunluğu tam 105 metre. Rahat ve keyifli bir tatil isteyenleri ağırlayan bu trimaranda, özellikle yaz aylarında yer bulmak çok zor. Cruise mantığıyla iç tasarımı yapılan teknede bir tatilde neye ihtiyaç duyulacaksa hepsi bulunuyor. Oldukça deneyimli bir ekibi olan trimaranın geniş güneşleme bölümü, zengin mutfağı ve vaat ettiği rota da herkes için cazip.


Teknoloji Haberleri

Yorum