Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu'ndan itiraf: Beceremediğim tek şey köşe yazarlığı

Hakan Temiztürk
374 kere okundu

Köşe Yazıları

Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu'ndan itiraf: Beceremediğim tek şey köşe yazarlığı - Köşe Yazıları Haberleri

Asıl mesleği gazetecilik ve yazarlık olmayan ‘köşe kadıları’ imla ve anlam bakımından çok sorunlu yazılarla karşımıza çıkıyor. Kendi alanlarının en iyileri olsalar da iş yazı yazmaya gelince çok kötü işler çıkarıyorlar. Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu bugünkü yazısında bunu itiraf etti.

Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, özellikle 28 Şubat sürecinde adından çok bahsedilen bir polis müdürü idi. 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu'nu yani postmodern darbeyi adım adım hayata geçiren yapıyı deşifre ederek darbe belgesini Refah-Yol iktidarına ulaştıran kişi olarak muhafazakâr camiada ün salmıştı. (Bu bilgiyi bugünkü yazısında bir kez daha tekrarlayan Orakoğlu, Cunta tarafından Mamak Askeri Cezaevine kapatıldığını da hatırlattı.)

Şimdi bu ününün karşılığı olarak Yeni Şafak’ta yazarlık yapıyor; ama aslında yapamıyor!

Yeni Şafak yazar Bülent Orakoğlu

Kendisi de yine bugünkü yazısında bunu itiraf ediyor: “…belki de doğru olan tek şey beceremediğim köşe yazarlığı iddiası olabilir.”

Orakoğlu iyi bir emniyetçi, usta bir polis şefi, herkesten daha vatansever olabilir; bunlar mümkün ama köşe yazarlığı/gazetecilik ayrı bir şey…

Bu durum aslında sadece Orakoğlu ile sınırlı da değil tabii…

Spor yazarları için bu yargımızı çok sıklıkla dile getiriyoruz: Rıdvan Dilmen, Erman Toroğlu, Ahmet Çakar, Ercan Saatçi vs. adlarını sıralayıp alanlarında iyi olan bu isimlerin spor yazarı olarak arz-ı endam etmelerini ya da köşelere oturtulmalarını yadırgadığımızı hep ifade ediyoruz.

Spor gazeteciliği alanındaki bu hatalı/yanlış/kötü durum son yıllarda diğer alanlara da sirayet etmiş durumda. Özellikle politika haberciliği alanına…

Siyaset emeklileri, polis şefleri, güvenlik uzmanları, analistler… gazetelerin köşelerini doldurmaya başladılar; televizyonların en çok aranan yorumcuları oldular. 

Geçmişteki, köşe yazarlarının aynı zamanda birer edebi metin yazarı gibi hem edepli hem becerikli yazar olmaları gibi bir durumdan artık bahsedemeyiz; o geçmişte kalmış görünüyor. Ama bahsi geçen gazetecilik dışı meslek erbabının köşe yazarlığı teklifiyle onore edildiğinde ve köşeye kadı (‘Köşe kadısı’ Hakkı Devrim’indi ve çok isabetli benzetme idi!) gibi oturduktan sonra hiç olmazsa refikleri kadar ve hiç olmazsa üslup açısından kendilerine bir çerçeve belirlemeleri gerekmez mi? Çok şey biliyor olabilirsiniz, çok geniş çevreye dahil olabilirsiniz, haberlere kırk takla atarak ulaşabilen muhabirlerden çok daha kolayca ulaşabilirsiniz, kabul; ama elde ettiklerinizi, bildiklerinizi, duyduklarınızı, dağarcığınızda biriktirdiklerinizi yazıya aktarırken biraz daha özenli olmanız okuru adam yerine koymanın bir gereğidir. Birbiriyle uyumsuz cümleler, yanlış kelime seçimi, hatalı söz dizimi ile oluşturulmuş cümle ve paragraflar; bunları yapmaya hakkınız yoktur…

Yoksa, evet, diyeceğiz ki; Yeni Şafak yazarı köşe yazarlığını beceremediğini itiraf etti! Yazarımız tevazu göstermiş değil, durum tespitinde bulunmuş! Beceremiyorsunuz, bırakın artık! (Usta birer yazar olarak, hatta artık birer gazeteci olarak bu klişeyi de bir yerlerden hatırlamışsınızdır artık!)


Köşe Yazıları Haberleri

Yorum