Van Haber
Özgün ve tarafsız haberin adresi

Mithat Sancar: Demirtaş yıllar önce benim öğrencimdi, şimdi hocamdır

2.181

ÖZGÜR ÜLKE- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Selahattin üniversitede benim öğrencim, sonraki yıllarda arkadaşım, sonra da yoldaşım oldu. O nedenle kendisine ‘Selahattin’ dedim. Öğrencim Selahattin, arkadaşım Selahattin, yoldaşım Demirtaş” dedi.

Mithat Sancar, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sancar, “Benden önce erkek eş genel başkan olarak görev yapan tüm arkadaşlarıma buradan selamlar gönderiyorum. Ancak iki tanesini bilhassa anmak istiyorum. Biri Sevgili Selahattin Demirtaş. O da bütün emekçilerimiz, bütün parti çalışanlarımız gibi yüksek özveriyle, büyük başarılarla bu görevi uzun süre yürüttü. Sonra rehin alındı ve 3 yıldan fazla bir süredir cezaevinde rehin tutuluyor. Selahattin’e buradan çok sıcak duygularla selam, sevgi göndermek istiyorum. Yadırgayanlar olabilir, neden ‘Selahattin’ diye hitap ettiğimi soranlar olabilir. Selahattin üniversitede benim öğrencim, sonraki yıllarda arkadaşım, sonra da yoldaşım oldu. O nedenle kendisine ‘Selahattin’ dedim. Öğrencim Selahattin, arkadaşım Selahattin, yoldaşım Demirtaş” ifadelerini kullandı.

Demirtaş’ın yıllar önce öğrencisi şimdi de kendisinin hocası olduğunu belirten Sancar, “Kendisi öğrencimken benden çok şey öğrendiğini söylüyordu, söyledi. Beni onurlandırmak için söylediğini biliyorum. Bir hoca olarak kendisine öğrenciliğinde katkılarım olmuştur, olmuşsa bundan gurur duyarım. Ama şimdi ben onun öğrencisi olmaya adayım. Ben onun başkanlık pratiğinden, siyaset tecrübesinden yararlanacağım. Şimdi o benim hocamdır” diye konuştu.

Sancar, şöyle devam etti:

“2 Mart 94’te baskılara boyun eğmeyen yoldaşlarımızın, büyüklerimizin emanetini devraldık. Dün 2 Mart’tı. 2 Mart’ın anlamını biliyorsunuz. Bizi izleyen halkımız biliyor. 1994 yılında bir siyasi darbe gerçekleştirildi. O zaman DEP milletvekili olan arkadaşlarımız apar topar Meclis’ten alınıp cezaevine konuldu. O günden bugüne demokratik siyasette ve bu gelenekte ortaya çıkan partilerimize, yoldaşlarımıza yönelik çok insafsız baskılar uygulandı. Ama kimse bu baskılara boyun eğmedi. Bu baskılar bizi yıldırmadı. ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ sloganı bizim için sadece soyut bir slogan değildir. Bir hayat tecrübesidir, bir yaşam tarzıdır. O gün cezaevine konan sevgili büyüklerim dostlarım, arkadaşlarım, yoldaşlarım, Orhan Doğan, Hatip Dicle, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Mahmut Alınak, Leyla Zana; bütün bu arkadaşlar yine bize gelen emaneti bedelleriyle ören yürekli büyüklerimizdir. Hepsine o emekleri için buradan hepimiz adına selam, sevgi ve teşekkürlerimizi gönderiyoruz.

2 Mart Darbesine karar verenler tarihin çöp sepetindedir, bizim arkadaşlarımız ise unutulmadı. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek verenleri dostça uyarıyoruz; aynı tuzaklar hala önünüzde duruyor

Biz baskıların hiçbirine boyun eğmedik

Bunun özeti şudur; iktidar da bilsin, dostlar da bilsin, özellikle dostlar bilsin, bizim burada ısrarımız demokratik siyasette ısrardır. 1994’te de aynı kararlılık vardı. Biz demokratik siyasette ısrar ettiğimiz için karşılaştığımız baskıların hiçbirine boyun eğmedik, kalktık ve yürümeye devam ettik. Siyaset bizim için ikbal meselesi değildir, tabiri caizse ateşten gömlektir. Onurla giyeriz o gömleği. Halkımızın verdiği onay ve irade ile bu ülkeye barış ve demokrasi getirmek için üstleniyoruz bu görevi.

HDP bu ülke için umuttur, şanstır

Türkiye halklarına yeniden yeniden sesleniyoruz: HDP bu ülke için umuttur, şanstır. Çünkü HDP her türlü savaşın ve şiddetin karşısında demokratik siyaseti; her türlü karanlığın karşısında demokratik çözümü savunan ve savunmaya devam eden neredeyse tek partidir.

Hangi iktidar olursa olsun ona barışı hep birlikte dayatalım, yapmıyorsa o iktidarı değiştirelim

Demokratik siyaset bizim yolumuz, barışçıl çözüm bizim hedefimizdir. Barışçıl çözümden kastımız elbete en başta Kürt sorunu ile ilgili çözümdür. Biz Kürt sorunu ile ilgili barış çağrılarını yaparken bazıları bunu farklı yorumluyor. Bizim tek muhatabımız var o da toplumdur. Türkiye’nin demokratları, vicdanlı insanları Türkiye’nin ahlaklı insanları, emekçileri, kadınları, gençleri; bizim çağrımız onlaradır. Gelin barış mücadelesini büyütelim. Hangi iktidar olursa olsun ona barışı hep birlikte dayatalım, yapmıyorsa o iktidarı değiştirelim, ama hep birlikte.

4 kuruluşun bu bildirisini okuyorum, Demokrasi İçin Birlik, Diyalog Grubu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Dernekleri Platformu ve Yurttaş Girişimi kısa bir bildiri yayınladılar ve bu bildiri imzaya açıldı:

‘Suriye’de verdiğimiz onlarca can için yas tutan, canı yanan, öfke duyan yurttaşlar olarak soruyoruz. Neden komşularımızın topraklarını işgal etmek uğruna ölüyoruz? Neden bu ülkede açlıkla, işsizlikle, yoksullukla boğuşurken, kaynaklarımız savaşa bombaya, ölüme harcanıyor? Neden barış içinde yaşamak varken gençlerimizi, geleceğimizi kaybediyoruz? Neden bu ülke açlıkla, yoksullukla, işsizlikle boğuşurken kaynaklarımız savaşa, bombaya, ölüme harcanıyor? Soruyoruz, ölenler kimin evladı, daha kaç can vereceğiz? Bizi savaşa sokanlara, bu savaşa engel olmak için çaba göstermeyenlere soruyoruz. İdlib’de cihatçı çeteleri korumak neden milli çıkarımız oluyor? Bilin ki milyonlarcamız bu soruyu soruyor ve her gün daha yüksek sesle sormaya devam edecek. Verecek cevabınız var mı?’

Savaşa güçlü bir şekilde hayır demek zorundayız

Bu soruyu çoğaltmamız gerekiyor. Biz savaşların ne anlama geldiğini çok iyi bilen insanlarız. Bu parti, bu gelenek savaşların sonuçlarını en fazla tecrübe etmiş bir coğrafyadan besleniyor. Elbette bütün Türkiye halklarının partisiyiz, fakat bu geleneğin diğer partileriyle birlikte bu coğrafyada uç verdi. Savaşa karşı demokratik siyaset, savaşa karşı adil barış diyen insanların sesiyle çığlığıyla buraya geldi. Biz biliyoruz savaş ne demektir. Savaş başlayınca kimler kazanır, kimler kaybeder biz biliyoruz. Biz biliyoruz ki savaş başlayınca ilk kazanan savaş tüccarları olur. Biz biliyoruz savaş başlayınca ilk kaybedenler yoksullardır, hem çocuklarını hem de ekmeklerini kaybederler. Çünkü bu savaşlar bir yerlerden finanse edilecek, atılan her bombanın, ateşlenen her topun, kaldırılan her uçağın bir maliyeti vardır. Zaten şu son bir aya baktığımızda, kendi mutfağınıza cebinize baktığınızda bunun nasıl gerçekleştiğini hemen tespit edersiniz. Dolar yükseliyor, zamlar geliyor, vergiler artacak. Bütün halkımıza soruyoruz, kimden gidiyor bunlar. Öncelikle yoksullara soruyoruz. Bu savaş öncelikle bizleri vuruyor. Ey bu ülkenin onurlu insanları, bu ülkenin emeği ile ekmeğini kazanmaya çalışan tertemiz vicdanlı insanları, bu savaş öncelikle sizi bizi vuruyor. O nedenle en çok biz emekçiler, kadınlar gençler savaşa güçlü bir şekilde hayır demek zorundayız.”

DİĞER HABERLER
maksibet giriş maksibet film hd izle film izle film hd izle şutbet giriş şutbet oslobet giriş oslobet betmoris giriş betmoris elexusbet giriş favorislot elexusbet giriş